21 Ocak 2012 Cumartesi

Köyde bir pazar sabahı

Yaşasın yine pazar geldi, sabah köyde uyanmanın, güneşi üzerime doğurmanın vakti geldi. Önceleri eşim fark etti, ben o zamanlar daha şehri özleme telaşındaydım sanırım, sabahları daha net uyanıyor insan köyde. Nasıl net, yani biraz daha zinde, biraz daha dinlenmiş, biraz daha farkında sanki varlığının... Şehir gürültüsünden, hava kirliliğinden uzakta olmanın bir getirisi olabilir bu. Ya da gündelik telaş beklentisinin azlığından olabilir.

Köy benim için bir anlamda mahrumiyet bölgesi, dağ başındayım, atlayıp gitme imkanım yok, vasıta yok. Ama işte sanırım bu sebepten, içimdeki "yetişme" hissini bitirebildiğim zamanlarda dingin bir huzur da getiriyor.

Kışın bu vaktinde bahçede bir iş kalmadı haliyle, belki biraz ot bulunup toplanabilir, biraz ısırgan biraz da iğnelik. Yapılacak işler biraz temizlik, bir iki tencere yemek, bir de sobaya odun atmak... Onun dışında mırıl mırıl bir gün işte... Oğlumun kazağı bitti, yoğun istek üzerine 2. battaniyeye başladım. Artık yünleri değerlendirme projesi olarak başlayan ilk battaniyemiz çok keyifli bir sıcaklık oldu evde, bir tane de köye lazım haliyle... 3-5 artık yün birikmiş ama daha çok yeni alınacak, çare yok, istek çok. Bir fotoğrafını çekip koymalıyım buraya ilk battaniyenin biliyorum. Kısmet...

İstanbul'dan buraya göçtüğümüzde bize imrenen çok arkadaşımız oldu. Biraz da gururla anlatıyorduk o sıralar maceramızı, aradan 8 seneden fazla zaman geçti İzmir'e yerleşeli, köydeki evin mazisi de 3,5 yıla geldi sanıyorum. Oğluşun okulu ile gittikçe kısalan vakitlerde kalabiliyoruz köyde, ama gittikçe daha saf, daha yürekten oluyor bu süreler.

Artık çaydanlık sobanın üstünde, çamaşırlar telinde asılı, hala vazgeçemediğim/ vazgeçemediğimiz laptop'umuzdan müzik çalıyor, oğlum resim yapıyor masada, ben de elimde şişler örgü örüyorum. İşte ortalama bir pazarımız böyle geçiyor. Açık mutfağın nimetleri, bir yanda tıkırdayan tencerenin sesi, belki bir yanda cama konan bir kuşun cıvıltısı oluyor.

Babamız hasatta, zeytin topluyor, heyecanla bekliyoruz yeni yağlarımızı tatmak için. Her sıkılan partiyi özenle tadıp sınıflıyoruz beraberce...

Şubat tatili de geldi, biraz daha uzatabileceğiz keyfimizi bu hafta, birkaç gün hasata da gideriz oğluşla, yardım ederiz babamıza... Ne güzel...


4 yorum:

  1. Cok özendim, ben de köyümü özledim sanırım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. hadi gel köyümüze geri dönelim... :)

      Sil
  2. Merhaba blogunu yeni gördüm cok hosuma gitti takip listeme ali verdim hemen :-) sende buyur istersen...yeniyim blog dünyasinda...

    YanıtlaSil

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...