14 Mart 2013 Perşembe

Yaşasın BAHAR Geldi...

İlk önce fulyalar başladı açmaya, arkasından papatyalar boy gösterdi... Ağaçların uçları kabardı, minicik tomurcuklar gösterdi kendini... Arkadaşım badem ağacı çiçek açmıştı bu sırada çoktan...

Dağlarına bahar gelmişti memleketimin...

Zavallı ben ise, şehir insanı moduna döndüğüm için yeniden, pencere önü bostanlarına merak sardım, ancak hazır işler beni kesmediğinden Çöpten Bostan Projesi'ni uydurdum...

Aşağıdaki ananas yetiştirme yöntemini görmemle başladı herşey...

Pazardan aldığım neleri yeniden yetiştirebilirim diye düşündüm... İlk akla gelenler soğan ve de sarımsaktı tabii, arkasından da marul ve kıvırcık salata geldi... İnanamadım ilk önce yapraklarını kullandığımız marulun dibinden kök vereceğine, ama oluyormuş, işte kanıtı aşağıda... 2 fotoğraf arasında 10 gün kadar süre var. Tabii baharın mucizesi bu hız...


Yanında üstte minik, altta uzun görünen sap ise sarımsak... İlk dikim sonrası şu haldeydi balkon bostanım:

Çöpten Bostan Projesi'nin yeni adımı ise çilekler... Çilekleri yıkadığınız suyu lavaboya değil saksılara dökün... Çıkan çilek bitkilerini gülümseyerek izleyin... Vakti yaklaşıyor... Geçen sene yapmıştım, bu sene de niyetliyim...

Son olarak İtalya'dan aldığımız beyaz dipli fındık turpun macerasını yazmak istiyorum... Ektiğimin 3. günü süren bu minik turpların ilk 3 günlük macerası acayip hızlı geçti... Gün be gün takip etmek beni çok keyiflendirdi... Şimdi kendi yapraklarını vermesini bekliyorum fidelikten asıl saksıya nakletmek için... Tabii aslında minik saksıya bir avuç atmak yerine yumurta viyollerine, her göre 2-3 adet gelecek şekilde ekmiş olsaydım, nakletmek çok daha kolay olacaktı. Karton toprakta eriyeceği için direkt viyolle ekebilecektim...

Neyse, şimdi aynı heyecanla bezelye ve domatesleri bekliyorum, bakalım onlar ne zaman çıkartacaklar başlarını topraktan...

18 Şubat 2013 Pazartesi

Köyümden uzak kaldım, çorbalarla avunuyorum...

Yeni işim sebebi ile uzunca bir süredir köye gidemedim... Bu arada hasat mevsimi geldi, eşim sağ olsun zeytinlerimiz toplandı, sıkıldı, dinlenmeye bırakıldı...

O sakin köy günleri, soba başında tıkırdayan çaydanlık sesleri ile örgün örmek bu sene bana hayal oldu...

Hafta sonları da olmadan çalışmak yorucu olmasına yorucu da, beni asıl üzen, mutfaktaki mutlu dakikalara daha az zaman kalması...

Her neyse, dün biraz vaktim oldu, bir bezelye çorbası pişirdim kendime... Sebze çorbaları için standarda yakın bir tarif oluştu aslında, onu baz alıp ufak dokunuşlarla renklendiriyorum çorbalarımı... Dünkü nefis bezelye çorbamın tarifi de şu şekilde...

Malzemeler:
1,5 su bardağı bezelye (yazın alıp ayıklayıp dondurduklarımdan)
2 çiçek karnabahar (dolapta ne varsa kontenjanından)
1 büyük ya da 2 küçük kuru soğan
2 diş iri sarımsak
1 su bardağı süt
yarım çay kaşığı toz - tatlı kırmızı biber
çay kaşığının burnu ile zerdeçal
zeytinyağı
tuz
toplam 4 su bardağı et suyu, makarna suyu, su

Yapılışı:
Soğanları ve sarımsakları iri doğrayıp zeytinyağında kavuruyoruz, ufak doğranmış karnabaharları ilave edip biraz daha çeviriyoruz. Üzerine diğer malzemeleri ilave edip düdüklü tencerede 20 dakika kadar pişiriyoruz.
daha sonra blendırdan geçirip üzerine biraz krema gezdirerek ya da kıtır ekmekçikler ekleyerek servis yapıyoruz...

Biz çok sevdik, belki siz de seversiniz... Afiyet olsun...

Fotoğraf: http://www.sibelinkahvesi.com

3 Şubat 2013 Pazar

Resimde Zeytin II


Ressam: Yalçın Gökçebağ

Eserin orijinali için: http://www.ozbilenlermuzayede.com

6 Aralık 2012 Perşembe

11 Kasım 2012 Pazar

Bir sonbahar daha

Uzun süren bir yaz döneminden sonra, can veren yağmurlarla sonbahar nihayet geldi buralara... Kimileri yalancı bahar olarak adlandırsa da benim için dolu dolu ikinci bahar sonbahar Ege'de...

Geçen ay, yazmayı çok isteyip de vakit bulamadığım bir olay oldu bahçemizde. Yaban domuzunun biri, bahçeyi dağıttı. Nihayet kendini bulmaya başlayan domatesler, son yeşil domateslerini veremeden tarih oldular, yanlarında patlıcanlar ve biberlerle birlikte... Bir yaban domuzu tek başına koca bir bahçeyi dümdüz edebiliyormuş, bunu öğrendik. İlk tepkim, "onun da yemeğe ihtiyacı var" olsa da, öğrendim ki, sevgili yaban domuzumuzun amacı, o bitkileri yemek değil, sulanan toprakta bol bulunan solucanlara ulaşmakmış... Kısmet işte. onun karnı doydu, bizim bahçemiz erken de olsa kışa hazırlandı.

Çoğu şehirli arkadaşımın hayallerini süsleyen bir köye yerleşme projesinin hesapta olmayan parçalarından biri yaban domuzu, diğer parçalar ise tilki, sansar ve börtü böcek sanırım... Doğal hayatın diğer parçaları. Bana onlardan korkmuyor musun diye soranlara cevabım şu: Burası onların alanı, buraya gelmeyi sonradan seçen insanoğlu. Bu durumda anlaşmak en doğrusu...

Bu sene biraz daha çeşitlendirmeye niyetlendik kış sebzelerini, kereviz ve pırasaya ek olarak kara lahana ve brokoli de giriyor deneme listesine. Merakla bekliyorum sonuçları.

Domuzun insafına kalan tek parça bal kabakları büyümeye devam ediyor, ikisi sararmış, biri hala yeşil.


Neyse gelelim ikinci bahar tarafına yazının... Ilık ve yağışlı bir dönemin ardından kasımpatları ile birlikte sarı papatyalar, dağ papatyaları ve ismini aklımda tutamadığım buranın yerel turuncu papatyaları çiçeklenmiş... Ayrıca önümüzü yaz zannedenler de olmuş, sevgili leylağımız ve gül hatmi ile petunyalar, aslanağızları da çiçeklerini açıvermişler. Hindibalar, her daim açmaya hazır halleri ile duvarlardan bile fışkırmışlar.

Bir de fulyalar, frezyalar ve sümbüller var tabii... Kışın içinde baharı müjdeleyen o müthiş çiçekler soğanlarından başlarını çıkartıp yeşillenmişler bile...

Yani bahçenin üst tarafı tam bir bahar havasında... Oysa içerde soba yanmaya başladı. Soba üstü çaydanlığım yazın kaldırdığım köşesinden göz kırpıyor bana...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...