evde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
evde etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Aralık 2015 Pazartesi

Cin Fikir - Sıvı Sabun Yaptım

Bunu akıl etmek neden bu kadar zamanımı aldı, neden artık sabunları nasıl değerlendiririm derken hep yeniden şekillendirme konusuna kafa yordum bilmiyorum, ama artık ben artık sabunları değerlendirmenin en iyi ve en kolay yolunu buldum... Çok mesudum...

Şimdi efendim bu cin fikirim şu şekilde, boş bir sıvı sabun kabını alıyoruz... Eski ufak sabunlarımızı kırıp kırıp içine tıkıştırıyoruz, sonra da üstüne su ekleyip çalkalıyoruz... Evde ufak çocuk varsa bu kırma içine atma olayını bir aktivite haline getirmek, daha büyük çocuk varsa, sabunun katı hali - sıvı hali - erime konusunda sohbet etmek de mümkün... Birkaç damla da lavanta yağı, işlem tamam... Rengi biraz renksiz o kadar...

Gün geçtikçe sabunlar eridikçe sıvı sabunumuz daha da kıvamlı hale geliyor... İlk gün bir kaç defa pompalamak gerekirken 3. günün sonunda tek defada elimi köpürtecek miktarda sabun geldi pompadan...

Dediğim gibi içime en çok sinen ve en kolay metodu buldum sonunda...

Daha çok uğraşmak isteyenler için başka bir tarif ekli linkte...

9 Ekim 2015 Cuma

Yasemin Zamanı - Yasemin Çayı

GÜNDEN KALANLAR, SAYIKLAMALAR, SANRILAR…: Yasemin Zamanı:

İzmir'in uzun sonbaharı başladı, renkler hafiften sarardı, havada hoş bir serinlik hakim, ancak güneş hala insanı gülümsetecek güzellikte parıldıyor...



16 Mart 2015 Pazartesi

Sabun, enzim ve diğer yeniden kullanım önerileri...

Yıllar var, bozulan, azalan, "çöp" olan şeyleri atmak benim için çok zorlaştı... Yeniden değerlendirme, en azından biraz daha kullanma, dönüştürme hayatımın en önemli konularından oldu... Bu konuyla ilgili daha önce de yazmıştım (Reduce-Reuse-Recycle ve Bir kez yaşamışsa, yine yaşar), ancak liste genişledikçe tekrar tekrar yazmak istiyorum.

Uzun süredir yazmak istiyordum, kısmet bugüneymiş, iki temel konum var, bir tanesi kullanılmış sabunların yeniden değerlendirilmesi, diğeri de evde enzim yapımı...

Sabun konusu içimin yarası, aslında zeytinyağı üreticisi olup da kendi sabununu yapmamak ayıp sayılır, ama aldığım tariflerin çoğunda kostik olması, yapımın zahmetli olduğundan bahsedilmesi gözümü korkutuyor, ne yalan söyleyeyim... Bu nedenle de bir türlü giremedim bu işe. Hele de, köyde zaten yapan komşular olup da bol bol hediye sabun geldiği için gerek de hissetmedim belki...

Şimdilerde dekoratif sabun yapımı çok revaçta olduğundan küçülmüş sabunların yeniden değerlendirilmesi daha cazip bir konu gibi geldi. Daha önce, bu küçülmüş sabunları rendeleyip kaynatarak yeniden kullanılır hale getirme denemem olmuştu, ama pek de pratik bir yöntem değildi, o nedenle de deneme olarak kalmış hayata geçmemişti...

Yeni okuduğum bir yöntem ise çok pratik olduğu için hemen denedim ve çok güzel sonuçlar aldım... Yıllardır, elbet bir fırsat bulur değerlendiririm diye sakladığım o minik sabunları küçük parçalar halinde silikon kalıpların içine kırdım... Üstlerine biraz da su ekledim, çok fazla değil ama... Arasına güzel görünsün diye nazar boncuğu, deniz kabuğu falan ekledim. Sonra da mikro dalga fırında birkaç dakikada erittim... Tabii ki silikon kalıplar söz konusu olduğu için fırından çıkartırken elinizi yakmamaya dikkat edin. Ben bir tabak içinde koymuştum, biraz taşmış, tabak sabun olmuş, ama başka bir sorun olmadı...

Fırından çıkarttığım sabunların içine aromatik yağlar ekledim. Özellikle lavanta, leylak çok başarılı oldu. Portakal umduğum kadar güzel sonuç vermedi.

Her neyse bu işlemden sonra da bir süre soğumaya bıraktım. Sabunlar iyice soğuyup donunca kalıplardan çıkartım radyatörün üzerine aldım... İyice kuruyunca da kullanıma soktum tabii...

Bence çok güzel sonuç verdi. Üstelik de tüm işlem 10 dakikamı almadı... Tavsiye ediyorum...

Anlatmak istediğim, son bir senedir sirke kavanozu ile birlikte mutfağımın baş köşesinde yerini alan ENZİM kavanozu...

Enzim ile ilk olarak Meyveli Tepe'nin blogunda karşılaşmıştım. Çok ilgimi çekmekle birlikte, öyle ölçmeli-biçmeli, biriktirmeli, beklemeli işler pek bana göre olmadığı için bir süre kulak arkasına attım. Ancak bir süre sonra kış gelip de özellikle portakal kabukları kompostumun içinde asiditeyi arttırınca o kabukları başka bir şekilde değerlendirmek için yeniden bir tarif arayışına girdim... Atamıyorum, kıyamıyorum o güzelim mis kokulu kabuklara...

İşte tam o sırada Bir Tek Aşk'ın tarifi çıktı karşıma... Anlatım tarzı ve pratikliği bana "yapabilirim" hissi verdi ve hemen işe giriştim... İlk etapta oradaki ölçü ile başladım:

- 3 su bardağı narenciye kabuğu (ağırlıkla etli portakal kabuğu ve limon kabuğu oluyor bizde)
- 1 su bardağı şeker/ pekmez/ esmer şeker/ bal
- 10 su bardağı su
- 1 kaşık kadar kuru maya

Görsel: http://www.onegoodthingbyjillee.com/
İlk parti 3 hafta sonra olunca bir deneme yaptık, mutfak dolap kapaklarını ve evyeyi sildik... Sonuç gayet tatmin edici... Tabii derhal seri üretime geçtim... İlk parti hazır olduktan sonra mayaya pek gerek kalmıyor, çünkü kendi kendini mayalamaya devam ediyor... Zaten kavanoz dolana kadar yeterli süre geçiyor... Artık 2 büyük kavanoz ile devam ediyorum. Dolanı kenara alıp beklemeye bırakıyor, öncekini süzüyor ve boşaltıp yeniden doldurma evresine geçiyorum. Meğer biz ne kadar çok limon kullanıyormuşuz... Yaz kış sürekli o kavanoz doluyor, yenisi geliyor... Üretim sırasında bazen üzerinde beyaz bir tabaka oluşabiliyor, zaten arada karıştırırken onu da içine karıştırıyorum, kaynaklara göre bunda bir sorun yok... Sanırım şekeri az geldiği zaman oluyor. Biraz daha şeker ilave ediyorum karışıma.

Görsel: http://happyhomemaker88.com/
Zaman zaman da yeşil küf oluyor. Bunun da bir zararı yok demişler, ama benim hoşuma gitmiyor... İçine attığım limon kabuklarına daha bir dikkat eder oldum, sanırım bu yeşil küf onlardan geliyor, eski limon kabuklarını kullanmıyorum artık...

Enzimi nerelerde kullanıyorum, özellikle temizlikte tabii... Leke çıkarıcı olarak yağlı lekelerde, çamaşırlarda... Bulaşık ve çamaşır makinasının içini temizlemek için boş çalıştırırken... Evyede...

Enzim kullanırken dikkat edilmesi gerekenler nedir peki... Her şeyden önce enzim canlı bir yapıdır... Dolayısı ile çok sıcak su ile kullanılmaması gerekiyor... Maksimum 40 derece iyidir, bakterileri öldürmeden temizlik fonksiyonlarını göstermeleri için... Bir de zaman tanımanız lazım... Yani evyeyi temizlemek için enzimi döküp 10 dakika kadar bekletiyorum ki, bu iyi yürekli bakteriler işlerini yapabilsinler... Sonrası çok kolay, biraz ovup suyla duruluyorum... Hiçbir kimyasal yok çünkü içinde...

Ben bu enzim işini çok sevdim... Hiç gözünüz korkmasın, çok pratik...

14 Temmuz 2013 Pazar

Bir kez yaşamışsa, yine yaşar...

Permakültür konseptinin yaratıcısı Bill Molinson'un öğrencilerinden ve dünyanın sayılı hocalarından biri olan Geoff Lawton'un sözü bu yazının başlığı olsun istedim. "If it has once lived, it can live again." sözün orijinali.

Konumuz kompost... Yani evsel biyolojik atıkların çürütülmesi ile doğal gübreli toprak üretimi...

İnternet ve diğer kaynakları karıştırırsanız, kompost üretimi ile ilgili detaylı bilgi edinmeniz mümkün, özel düzenekler, faydalı, süre kısaltıcı oran ve karışımlar da bulabilirsiniz...

Mamafih, bahçe hayatı ile geçirdiğim son 5 yıl beni keskin Alman çizgili mühendis yapımdan uzaklaştırdığı ve daha çok "anneanne"vari kulaktan-dolma-tarifler'e yakınlaştırdığı için bu keskin tarifler beni biraz tabir yerinde ise kasmaya başladı. Bu nedenle, bu yazıda net bir kompost tarifi arıyorsanız, şimdiden söyleyeyim, bulamayacaksınız...

Almanya'nın büyük şehirleri dışında çok yaygın olan bahçeli evlerinde kompost yapımı çok yaygın, hatta mecburidir, çünkü yasaların da gerektirdiği şekilde çöplerini ayırırlar ve organik atıkların bertaraf edilmesi  için ayrıca ücret öderler. Yıllar önce, eşimin yanında kaldığı, benim de ziyaretler arasında tanıştığım 80'li yaşlarındaki ev sahibesi, Leonore'den öğrendim kompost yapımını aslında... Son derece basit bir düzenek... Alt alanı 1 metrekare olacak gibi bir tahta sandık düşünün... Ancak alt-ön tarafı ve üstü açık. Biyolojik atıkları üstten ekliyor, kompost oldukça da altındaki açıklıktan alıyor ve bahçede toprak olarak kullanıyorsunuz... Leonore'ye göre işin iki püf noktası var:

*) Evsel atık olarak asla pişmiş/yağlı yemekleri kullanmamak. Sebebi, yağ kokusunun fare vb. istenmeyen misafirleri davet edebilecek olması muhtemelen...

*) Bir kat evsel atığa ilave olarak bir kat toprak kullanmak. Bunun sebebi de kuru yaprak vb. karbon açısından güçlü, çürümeyi arttırıcı bileşenin azlığına karşı kompost oluşumuna destek olmak olmalı...

Her neyse, bloğu takip edenlerinizin bileceği gibi uzun süredir köydeki bahçemden uzağım... Bahçe hasretimi şehirdeki evimin balkonunda gidermeye çalışıyorum. Bu sezon şu ana kadar balkonda yetiştirdiklerim şu şekilde: Bezelye, marul, roka, 4 farklı çeşit domates, 2 çeşit biber, pırasa, soğan ve fındık turp... Ayrıca kavun denemem de sürüyor... Saksıda yetişebileceğini düşündüğüm hemen her çekirdeği toprağa gömüveriyorum açıkçası...

Tabii bahçe özlemi arttıkça evde de bir çöpten-bostan-projesi gelişmeye başladı... İlk adım olarak çekirdeklerin dikilmesi, daha sonra pırasa ya da marul kökünün toprağa saplanması gibi çalışmalarım sürüyor...

Bir diğer çalışmam da kompost haliyle... İşin güzel tarafı ise, oluyor olması... Balkonun müsaade ettiği kadar, büyükçe bir saksı ile başladım işe... Dibine biraz toprak serdim, sonra evden ne çıkarsa artık... Yumurta kabukları mesela, soğanların dibi, yarılıp çürüyen birkaç sebze, kullanılmış çay, marulun dış yaprakları, rokanın iyice karta kaçanları, muz, karpuz ya da kavun kabukları... Dikkat ettiğim önemli bir husus, bunların mümkün olduğunca minik parçalara ayrılması, ki bu da çürümeyi hızlandırıyor... Bir kat evsel atık, bir kat toprak... Saksı bir bakıyorum dolmaya yüz tutuyor, sonra bir bakıyorum içindekilerin çürümesi ile çökmüş birkaç gün içinde... Havalar sıcak zaten, bu kompost için iyi birşey... Arada suluyorum, zaman zaman da dıştan içe karıştırıyorum oluşmaya başlayan toprağı... Üstünü kapatmıyorum ki nefes alsın, doğanın çürüme ile sorumlu diğer yaratıkları ile buluşabilsin... Etrafında sinekler toplanıyor, ki bu iyiye işaret... Tamamen olduğunda bu sinekler gidecekler başla işlere... Birkaç da solucan bulabilsem keşke...

Birkaç kaynak:
http://www.kuraldisidergi.com/3524/evde-kompost-yapimi/
http://www.bahcesel.net/forumsel/toprak-bilgisi-topraksiz-tarim/9938-kompost-nedir/
http://alternatifyasam.blogspot.com/

14 Mart 2013 Perşembe

Yaşasın BAHAR Geldi...

İlk önce fulyalar başladı açmaya, arkasından papatyalar boy gösterdi... Ağaçların uçları kabardı, minicik tomurcuklar gösterdi kendini... Arkadaşım badem ağacı çiçek açmıştı bu sırada çoktan...

Dağlarına bahar gelmişti memleketimin...

Zavallı ben ise, şehir insanı moduna döndüğüm için yeniden, pencere önü bostanlarına merak sardım, ancak hazır işler beni kesmediğinden Çöpten Bostan Projesi'ni uydurdum...

Aşağıdaki ananas yetiştirme yöntemini görmemle başladı herşey...

Pazardan aldığım neleri yeniden yetiştirebilirim diye düşündüm... İlk akla gelenler soğan ve de sarımsaktı tabii, arkasından da marul ve kıvırcık salata geldi... İnanamadım ilk önce yapraklarını kullandığımız marulun dibinden kök vereceğine, ama oluyormuş, işte kanıtı aşağıda... 2 fotoğraf arasında 10 gün kadar süre var. Tabii baharın mucizesi bu hız...


Yanında üstte minik, altta uzun görünen sap ise sarımsak... İlk dikim sonrası şu haldeydi balkon bostanım:

Çöpten Bostan Projesi'nin yeni adımı ise çilekler... Çilekleri yıkadığınız suyu lavaboya değil saksılara dökün... Çıkan çilek bitkilerini gülümseyerek izleyin... Vakti yaklaşıyor... Geçen sene yapmıştım, bu sene de niyetliyim...

Son olarak İtalya'dan aldığımız beyaz dipli fındık turpun macerasını yazmak istiyorum... Ektiğimin 3. günü süren bu minik turpların ilk 3 günlük macerası acayip hızlı geçti... Gün be gün takip etmek beni çok keyiflendirdi... Şimdi kendi yapraklarını vermesini bekliyorum fidelikten asıl saksıya nakletmek için... Tabii aslında minik saksıya bir avuç atmak yerine yumurta viyollerine, her göre 2-3 adet gelecek şekilde ekmiş olsaydım, nakletmek çok daha kolay olacaktı. Karton toprakta eriyeceği için direkt viyolle ekebilecektim...

Neyse, şimdi aynı heyecanla bezelye ve domatesleri bekliyorum, bakalım onlar ne zaman çıkartacaklar başlarını topraktan...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...