9 Ekim 2015 Cuma

Yasemin Zamanı - Yasemin Çayı

GÜNDEN KALANLAR, SAYIKLAMALAR, SANRILAR…: Yasemin Zamanı:

İzmir'in uzun sonbaharı başladı, renkler hafiften sarardı, havada hoş bir serinlik hakim, ancak güneş hala insanı gülümsetecek güzellikte parıldıyor...



22 Ağustos 2015 Cumartesi

4. Uluslararası Zeytin Karikatürleri Yarışmasının galibi Vladimir Stankovski’nin karikatürü... (Sırbistan)



Kaynak: http://kibrishaberci.com/?p=7924

30 Haziran 2015 Salı

Ev yapımı temizlik... No-Poo


Temizlikte daha çok ev yapımı, daha az kimyasal... Bu fikri ilk olarak ev temizlik malzemelerinde duymuştum... Karbonat ve sirke, daha sonra da enzim falan...

Daha sonraları vücut bakımında da bu malzemelerin kullanıldığını duydum... Sanırım ilk defa İpek AG yazmıştı No Poo konusunda... Aklımın bir kenarına çıpa atmış olsa da deneme cesaretini bulamadım... Taa ki, oğlum ergenliğe adım atıp hormonal değişimleri ile birlikte deodorant kullanımı ihtiyacı gösterene kadar... O zaman deodorant yerine karbonat fikri tekrar çıktı ortaya... Sevgili Günün Çorbası mesela karbonat kullandığını söylemişti o dönemde, denedim, bana uymadı... Kristal tuz aldık onun yerine, çözdük meseleyi...

Neyse, zaman geçtikçe bu No Poo meselesi de daha çok dikkatimi çekmeye başladı... ve nihayetinde Sıla da gayet cesaretlendirici bir girişim ile blogunda tarifi yayınladı... Ben de uygulama cesareti buldum kendimde sonunda...

Tarif aslında çok basit... İhtiyaç duyulan malzeme;

2 kırılmaz kap
2 tatlı kaşığı karbonat
yarım çay bardağı elma sirkesi
su

İlk kapta karbonatı ılık suda eritin, bu sizin şampuanınız olacak... Islak saçlarınızı saç diplerinize masaj yaparak bu suyla yıkayın. Tabii ki köpürmüyor, bu işe yaramadığı anlamına gelmez... Eğer saçınız yağlı ise biraz daha fazla, kuru ise biraz daha az karbonat kullanabilirmişsiniz... 2 tatlı kaşığı bana iyi geldi... Saçınızı iyice durulayın... Biraz sertleşmiş gibi gelebilir saçlarınız, ikinci karışım bunun için var... 

İkinci kapta ise sirkeyi su ile karıştırın... Duruladığınız saçlarınızı bir de bu karışım ile yıkayın... Kuru saçlar için daha fazla sirke kullanabilirsiniz...

İlk birkaç seferde saç derisi doğal ph değerine ulaşana kadar saçlarınız biraz daha hızlı yağlanabilir demiş Sıla, bende böyle bir durum da olmadı zaten yağlı bir saç yapısına sahip olduğum için, bakalım bundan sonrası nasıl gidecek...

Ancak saçlarımın daha yumuşak ve daha parlak olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim...

Bonus Materyal- Vücut Peelingi

Bunu da yıllar önce bu blogda yazmış, ancak uygulama fırsatı bulamamıştım. Ne değişti derseniz, kahve içme alışkanlığımız değişti. Bu sene bir espresso cezvesi edindik ve evde espresson pişirmeye başladık... Bu da ciddi bir kahve telvesi demek... Tabii ki, benim her türlü organik atığı atamama huyum devreye girdi ve bu telveyi biriktirmeye başladım... Hazır banyoya 2 kavanoz ile giderken, bir de bu telveyi taşıdım yanımda... Banyodan çıkmadan topuklarımı, dirseklerimi, bacaklarımı falan da bu telve ile ovdum iyice... Doğal bir peeling amacıyla başlamıştım, ancak kahvenin doğal yağı aynı zamanda nemlendirici etkisi de verdiği için hoş bir yumuşaklık da sağladı... Filtre kahve tercih edenlere öneririm.

16 Mart 2015 Pazartesi

Sabun, enzim ve diğer yeniden kullanım önerileri...

Yıllar var, bozulan, azalan, "çöp" olan şeyleri atmak benim için çok zorlaştı... Yeniden değerlendirme, en azından biraz daha kullanma, dönüştürme hayatımın en önemli konularından oldu... Bu konuyla ilgili daha önce de yazmıştım (Reduce-Reuse-Recycle ve Bir kez yaşamışsa, yine yaşar), ancak liste genişledikçe tekrar tekrar yazmak istiyorum.

Uzun süredir yazmak istiyordum, kısmet bugüneymiş, iki temel konum var, bir tanesi kullanılmış sabunların yeniden değerlendirilmesi, diğeri de evde enzim yapımı...

Sabun konusu içimin yarası, aslında zeytinyağı üreticisi olup da kendi sabununu yapmamak ayıp sayılır, ama aldığım tariflerin çoğunda kostik olması, yapımın zahmetli olduğundan bahsedilmesi gözümü korkutuyor, ne yalan söyleyeyim... Bu nedenle de bir türlü giremedim bu işe. Hele de, köyde zaten yapan komşular olup da bol bol hediye sabun geldiği için gerek de hissetmedim belki...

Şimdilerde dekoratif sabun yapımı çok revaçta olduğundan küçülmüş sabunların yeniden değerlendirilmesi daha cazip bir konu gibi geldi. Daha önce, bu küçülmüş sabunları rendeleyip kaynatarak yeniden kullanılır hale getirme denemem olmuştu, ama pek de pratik bir yöntem değildi, o nedenle de deneme olarak kalmış hayata geçmemişti...

Yeni okuduğum bir yöntem ise çok pratik olduğu için hemen denedim ve çok güzel sonuçlar aldım... Yıllardır, elbet bir fırsat bulur değerlendiririm diye sakladığım o minik sabunları küçük parçalar halinde silikon kalıpların içine kırdım... Üstlerine biraz da su ekledim, çok fazla değil ama... Arasına güzel görünsün diye nazar boncuğu, deniz kabuğu falan ekledim. Sonra da mikro dalga fırında birkaç dakikada erittim... Tabii ki silikon kalıplar söz konusu olduğu için fırından çıkartırken elinizi yakmamaya dikkat edin. Ben bir tabak içinde koymuştum, biraz taşmış, tabak sabun olmuş, ama başka bir sorun olmadı...

Fırından çıkarttığım sabunların içine aromatik yağlar ekledim. Özellikle lavanta, leylak çok başarılı oldu. Portakal umduğum kadar güzel sonuç vermedi.

Her neyse bu işlemden sonra da bir süre soğumaya bıraktım. Sabunlar iyice soğuyup donunca kalıplardan çıkartım radyatörün üzerine aldım... İyice kuruyunca da kullanıma soktum tabii...

Bence çok güzel sonuç verdi. Üstelik de tüm işlem 10 dakikamı almadı... Tavsiye ediyorum...

Anlatmak istediğim, son bir senedir sirke kavanozu ile birlikte mutfağımın baş köşesinde yerini alan ENZİM kavanozu...

Enzim ile ilk olarak Meyveli Tepe'nin blogunda karşılaşmıştım. Çok ilgimi çekmekle birlikte, öyle ölçmeli-biçmeli, biriktirmeli, beklemeli işler pek bana göre olmadığı için bir süre kulak arkasına attım. Ancak bir süre sonra kış gelip de özellikle portakal kabukları kompostumun içinde asiditeyi arttırınca o kabukları başka bir şekilde değerlendirmek için yeniden bir tarif arayışına girdim... Atamıyorum, kıyamıyorum o güzelim mis kokulu kabuklara...

İşte tam o sırada Bir Tek Aşk'ın tarifi çıktı karşıma... Anlatım tarzı ve pratikliği bana "yapabilirim" hissi verdi ve hemen işe giriştim... İlk etapta oradaki ölçü ile başladım:

- 3 su bardağı narenciye kabuğu (ağırlıkla etli portakal kabuğu ve limon kabuğu oluyor bizde)
- 1 su bardağı şeker/ pekmez/ esmer şeker/ bal
- 10 su bardağı su
- 1 kaşık kadar kuru maya

Görsel: http://www.onegoodthingbyjillee.com/
İlk parti 3 hafta sonra olunca bir deneme yaptık, mutfak dolap kapaklarını ve evyeyi sildik... Sonuç gayet tatmin edici... Tabii derhal seri üretime geçtim... İlk parti hazır olduktan sonra mayaya pek gerek kalmıyor, çünkü kendi kendini mayalamaya devam ediyor... Zaten kavanoz dolana kadar yeterli süre geçiyor... Artık 2 büyük kavanoz ile devam ediyorum. Dolanı kenara alıp beklemeye bırakıyor, öncekini süzüyor ve boşaltıp yeniden doldurma evresine geçiyorum. Meğer biz ne kadar çok limon kullanıyormuşuz... Yaz kış sürekli o kavanoz doluyor, yenisi geliyor... Üretim sırasında bazen üzerinde beyaz bir tabaka oluşabiliyor, zaten arada karıştırırken onu da içine karıştırıyorum, kaynaklara göre bunda bir sorun yok... Sanırım şekeri az geldiği zaman oluyor. Biraz daha şeker ilave ediyorum karışıma.

Görsel: http://happyhomemaker88.com/
Zaman zaman da yeşil küf oluyor. Bunun da bir zararı yok demişler, ama benim hoşuma gitmiyor... İçine attığım limon kabuklarına daha bir dikkat eder oldum, sanırım bu yeşil küf onlardan geliyor, eski limon kabuklarını kullanmıyorum artık...

Enzimi nerelerde kullanıyorum, özellikle temizlikte tabii... Leke çıkarıcı olarak yağlı lekelerde, çamaşırlarda... Bulaşık ve çamaşır makinasının içini temizlemek için boş çalıştırırken... Evyede...

Enzim kullanırken dikkat edilmesi gerekenler nedir peki... Her şeyden önce enzim canlı bir yapıdır... Dolayısı ile çok sıcak su ile kullanılmaması gerekiyor... Maksimum 40 derece iyidir, bakterileri öldürmeden temizlik fonksiyonlarını göstermeleri için... Bir de zaman tanımanız lazım... Yani evyeyi temizlemek için enzimi döküp 10 dakika kadar bekletiyorum ki, bu iyi yürekli bakteriler işlerini yapabilsinler... Sonrası çok kolay, biraz ovup suyla duruluyorum... Hiçbir kimyasal yok çünkü içinde...

Ben bu enzim işini çok sevdim... Hiç gözünüz korkmasın, çok pratik...

20 Nisan 2014 Pazar

Kısa tırnakların öyküsü

Tırnaklarım hep çamurludur benim, bilir misiniz? Bir bitki gördüm mü dayanamam, ne yapar eder, bir parça toprak bulur, daldırıveririm içine… Yıllar süren çiftçilik deneyiminden geldiğini sanmayın bunun. Apartman çocuğuyum ben. Bitkilerle ilgili hatırladığım ilk şey, anneannemin pencere önü saksıları… Bir de büyük ev bitkileri şüphesiz, devetabanı ve kauçuk… Çocukluğumun bir parçası o çiçeklerin anıları… 

Devamı için lütfen tıklayın...

7 Ocak 2014 Salı

Delice zeytin

Under the olive tree by TrollGirl
Devianart.com
elbet sen de gelin olacaksın küçüğüm
aşk güzel ediyor her şeyi
kaşların gözlerin ne güzel, bakışın ne güzel
dert savurur sevda toplar çiçeğini

bak, bu senin ışığın
dallarına ay doğmuş, delice, delice zeytin
bu bahar yine gelin olacak
omuzunda yeşil bir duvak, delice, delice zeytin
Hüsnü Arkan



19 Ağustos 2013 Pazartesi

Nihayet köye gittim...

Aslında işler yoğunlaşmaya başladı, köye gidecek hafta sonu pek kalmadı, ama çok sevdiğimiz iki ailenin çocukları evlenmeye karar verince, bir de nişan töreni için bizi çağırınca, seve seve koştuk köyümüze bu hafta sonu...


Çok güzel bir gelin olacak kızımız, yüzü gibi güzel bir gönlü var... Damat da yakışıklı, hem de nasıl...

Her neyse, bahçeye girdik, aynı anda hem hasat vakti, hem bahar yaşanıyor... Börülceler, patlıcan, biber, kabaklar, acurlar hala çiçekli... Bir domatesler son meyvelerini vermiş, onları kızartma peşinde...




Güzelce topladık... "Allah ne verdiyse" deyimini çok iyi anlıyorum köye gidip bahçeyi her topladığımda... Kilolarca domates, kapya biber mesela... Öyle 1-2 tane değil... Allah bereket versin... Haliyle şişe domates yapılacak, çok da beklemez hani nazlıdır domatesler... Derhal rondodan geçirilip işlendi tabii cumartesiden hemen...


Biberlere gelince, onların yarısını pazar günü yaptım, diğer yarısı biraz yeşildi, güneşe koydum kızarsınlar diye, bugün yapılacak nasipse... Tarif için linke tıklayabilirsiniz...


Oysa patlıcanlar, taze fasülye, acur ve salatalık 2-3 taneydi... Böyle durumlarda türlü giriyor devreye, ben hiç sevmesem de tatları birbirine karıştırmayı, "Allah ne verdiyse" kısmında böyle işte...

Börülceler boldu, kartlaşanlar ayıklanıp kurutulacak, tazeleri haşlanıp derin dondurucuya... Yaşasın...

3 tane de kavun var, bekliyorum bakalım yiyebilecek miyiz bu sene?


Eeee, tabii bu kadar çalıştıktan sonra oturup bir kahve içmeyi hak ettik sanırım, olmaya yüz tutmuş nar ağaçlarımızın ve zakkumların eşliğinde, sakız ve badem ağaçlarımızın gölgesinde...




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...